Ben diğerleri gibi değilim Vincent.Ne mavi kadar sonsuz,ne kırmızı kadar tutkulu, ne de beyaz kadar masum.Ben siyahım Vincent.Zifiri bir siyah.Ölüm gibi bir siyah.

(Kaynak: sigarayladans)


1 saat önce with 2.953 not
originally sigarayladans
yalnizlikmasalcisi:

yalnizlikmasalcisi:

tragedya:

Kimsenin benimle ilgilenmediğini anladığım zaman 16 yaşındaydım. Hayatımda ilk kez bir şeyi doğru anlamıştım. İnan bana, seninle de ilgilenmiyorlar. Başına gelenler sana ceza ya da ödül olsun diye değil. 
Hepimiz öleceğiz ve cehenneme gideceğiz. İskender dünyayı aldı ama şimdi tek hatırlanan gay olduğu. Marie Curie laboratuvarda çürüdü. Ne geliyor gözünün önüne firijit bir bakire, hayır aslında evliydi. Kimin umrunda? Demeye çalıştığım da bu zaten. Bırak ansiklopediler senden bahsetmesin, popüler olma, 2150 yılında Google’da adın çıkmasın, üst geçide adını yazmasınlar. Ah ne gam! Beş sene önce hayal ettiğin durumda mısın ya da beş sene sonra hayallerin gerçek olur mu sence?
Önemsiz olduğunu kabullen, mızıldamayı bırak.
Muhammed Ali Polat - ” Başıbozuk ”

ben bu yazıyı her gün rebloglayacağım

gene reblogluyorum

yalnizlikmasalcisi:

yalnizlikmasalcisi:

tragedya:

Kimsenin benimle ilgilenmediğini anladığım zaman 16 yaşındaydım. Hayatımda ilk kez bir şeyi doğru anlamıştım. İnan bana, seninle de ilgilenmiyorlar. Başına gelenler sana ceza ya da ödül olsun diye değil.

Hepimiz öleceğiz ve cehenneme gideceğiz. İskender dünyayı aldı ama şimdi tek hatırlanan gay olduğu. Marie Curie laboratuvarda çürüdü. Ne geliyor gözünün önüne firijit bir bakire, hayır aslında evliydi. Kimin umrunda? Demeye çalıştığım da bu zaten. Bırak ansiklopediler senden bahsetmesin, popüler olma, 2150 yılında Google’da adın çıkmasın, üst geçide adını yazmasınlar. Ah ne gam! Beş sene önce hayal ettiğin durumda mısın ya da beş sene sonra hayallerin gerçek olur mu sence?

Önemsiz olduğunu kabullen, mızıldamayı bırak.

Muhammed Ali Polat - ” Başıbozuk ”

ben bu yazıyı her gün rebloglayacağım

gene reblogluyorum


1 hafta önce with 13.685 not
originally tragedya

2 hafta önce with 167.524 not
originally sexual-passion

Genelde en çok sevdiğin yakar canını, tek çarende seni sevene gitmek olur.

(Kaynak: angaraninbaglari)


2 hafta önce with 15.209 not
originally angaraninbaglari
elmalisufflee:

Arkadaşlar öncelikle iyi akşamlar iyi bayramlar.Umarım bu postu görürsünüz ve en azından bir okursunuz buradakiler diğer sosyal medyadaki kişilere göre daha duyarlı bu yüzden sizlerle bir olup yardımlarımızı birleştirebileceğimize inanıyorum.Bu fotoğraftaki arkadaşımız Şeyma.Zaten orada bilgiler ve hastalığı yazıyor okuyabilirsiniz.Şeymanın ilk olarak büyük bir desteğe ihtiyacı var.Bu desteği vermek isteyenler twitterda bulunan @bshayallerimvar adlı hesaba girerek oradaki bağlantıyı rtleyebilir,ya da benim profilimdeki (@elmalisufflee) yine aynı bağlantıyı rtleyebilir.TEK YAPACAĞINIZ BİR RT.UMARIM BU POSTU PAYLAŞIR VE KİTLELERE ULAŞTIRIRIZ.#şeymanınhayallerivar

elmalisufflee:

Arkadaşlar öncelikle iyi akşamlar iyi bayramlar.Umarım bu postu görürsünüz ve en azından bir okursunuz buradakiler diğer sosyal medyadaki kişilere göre daha duyarlı bu yüzden sizlerle bir olup yardımlarımızı birleştirebileceğimize inanıyorum.Bu fotoğraftaki arkadaşımız Şeyma.Zaten orada bilgiler ve hastalığı yazıyor okuyabilirsiniz.Şeymanın ilk olarak büyük bir desteğe ihtiyacı var.Bu desteği vermek isteyenler twitterda bulunan @bshayallerimvar adlı hesaba girerek oradaki bağlantıyı rtleyebilir,ya da benim profilimdeki (@elmalisufflee) yine aynı bağlantıyı rtleyebilir.TEK YAPACAĞINIZ BİR RT.UMARIM BU POSTU PAYLAŞIR VE KİTLELERE ULAŞTIRIRIZ.#şeymanınhayallerivar


2 hafta önce with 1.080 not
originally elmalisufflee

(Kaynak: huzursuzhayaller)


2 hafta önce with 4.003 not
originally huzursuzhayaller

kisstoallmyhaters:

Mükemmel

(Kaynak: partyinthenunnery)


3 hafta önce with 223.915 not
originally partyinthenunnery
masumcetin:

Bir adın vardı: Tomris Uyar, sana sevdalı üç büyük şair..
Tomris Uyar, Ülkü Tamer ile evliyken âşık oldu Cemal Süreya’ya… İkisi de evliydiler, ikisi de birbirleri için boşandılar eşlerinden ve bugün bile, ‘Türk edebiyatının en verimli aşkı’ tanımını hak eden üç yılı birlikte geçirdiler.  Verimliydi aşkları, çünkü Cemal Süreya aşk dolu, cinsellik yüklü en güzel şiirlerini onun için yazdı. Yaşadıkları şeyin ne kadar derin olduğunu anlamak için, Süreya’nın şu dizeleri yeterli olur sanırım:
 “Ayışığında oturduk / Bileğinden öptüm seni / Sonra ayakta öptüm / Dudağından öptüm seni / Kapı aralığında öptüm / Soluğunda öptüm seni / Bahçede çocuklar vardı / Çocuğundan öptüm seni / Evime götürdüm yatağımda / Kasığından öptüm seni / Başka evlerde karşılaştık / İliğinden öptüm seni / En sonunda caddelere çıkardım / Kaynağından öptüm seni…”
Tomris Uyar’ın Turgut Uyar ile evlenmesine yol açacak kadar yakınlaşmasının nedeni de şiir kuşkusuz: “1966 yılında ben zaten Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereydim. O da eşinden ayrılmıştı. İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla. Burada tanıştık. Asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı. 
Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… Ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. Yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu.” 
Yaşamında en uzun soluklu sevdası Turgut Uyar olur. 
Turgut Uyar için, “Bir ara ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan da öte bir şeydim, bir parçası gibiydim. Ve kendimi bir parçası gibi hissettiğim için de sıkılıyordum tabii…’ demiştir. 
Uyar’ın onun için yazdıkları ilginçtir. En meşhuru da, o zamanlar daktiloyla çoğaltılan, dönemin şiir matinelerinde elden ele dolaşan bir şiirdir. 
“Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz / kış gecesi amcamızdır, bahar yakından kardeşimiz / alır başımı Erzincan’a giderim seni düşünmek için / dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor / kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için / bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan / durmadan / dağ biraz daha benden, deniz her zaman senden / hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan / kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm / seni övdüğüm zaman / güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda / seni övdüğüm zaman…”
Uyar’ın ölümünden sonra kurduğu cümlelerde, aralarındaki ilişkinin sırlarını da ele verir aslında Tomris Uyar: “Turgut, beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.” 
Ankara ve İstanbul’daki edebiyat çevrelerinin iyi bildiği bir başka gerçek de, büyük şair Edip Cansever’in ona duyduğu gizli hayranlıktır. Ve Turgut Uyar, onu elinden kaçıracakmış gibi sevmekte haklıdır aslında… 
Öyle ya, kaç gizli hayranı daha vardır kim bilir? Edip Cansever, her 15 Mart günü (onun doğum gününde) açıkladığı yeni bir şiirle seslenir Tomris Uyar’a…  Şair ona, “Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı.” diye seslenmiştir, o meşhur ‘Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir’de. “Adını yenile bu yıl ama bak Tomris Uyar olsun gene” der ısrarla… 
Söz Edip Cansever’de: “Tomris Uyar’a… / Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki / Hani Etiler’den Hisar’a insek bile / Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın / Çok yaşında her zamanki çocuksun gene / Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç…/ Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar / Mutfağın mutfak olalı böyle / Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı /  Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene / Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma / Oysa güneş pek batmadı senin evinde / Söyle / Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç?”
Ölümünden kısa bir süre önce, Edip Cansever’in kendisini daha çok etkilediğini söyleyecektir ama eleştirmen tavrından vazgeçmeyerek: “Daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. Tekrarı seven bir şair…”
O zamanlar Boğaz’da denizle öpüşen meyhanelerde, Tomris Uyar’la Edip Cansever’i baş başa rakı içerken gören çok oldu. Onları öyle görüp ellerini sıkma şansına erişmiş, edebiyata ve şiire meraklı bir gazeteci, Tomris Uyar’ın bir an evvel sevdiklerinin yanına gitmek için bu kadar çok içtiğini düşündü. Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaştı: “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”

masumcetin:

Bir adın vardı: Tomris Uyar, sana sevdalı üç büyük şair..

Tomris Uyar, Ülkü Tamer ile evliyken âşık oldu Cemal Süreya’ya… İkisi de evliydiler, ikisi de birbirleri için boşandılar eşlerinden ve bugün bile, ‘Türk edebiyatının en verimli aşkı’ tanımını hak eden üç yılı birlikte geçirdiler.  Verimliydi aşkları, çünkü Cemal Süreya aşk dolu, cinsellik yüklü en güzel şiirlerini onun için yazdı. Yaşadıkları şeyin ne kadar derin olduğunu anlamak için, Süreya’nın şu dizeleri yeterli olur sanırım:

 “Ayışığında oturduk / Bileğinden öptüm seni / Sonra ayakta öptüm / Dudağından öptüm seni / Kapı aralığında öptüm / Soluğunda öptüm seni / Bahçede çocuklar vardı / Çocuğundan öptüm seni / Evime götürdüm yatağımda / Kasığından öptüm seni / Başka evlerde karşılaştık / İliğinden öptüm seni / En sonunda caddelere çıkardım / Kaynağından öptüm seni…”

Tomris Uyar’ın Turgut Uyar ile evlenmesine yol açacak kadar yakınlaşmasının nedeni de şiir kuşkusuz: “1966 yılında ben zaten Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereydim. O da eşinden ayrılmıştı. İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla. Burada tanıştık. Asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı. 

Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… Ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. Yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu.” 

Yaşamında en uzun soluklu sevdası Turgut Uyar olur. 

Turgut Uyar için, “Bir ara ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan da öte bir şeydim, bir parçası gibiydim. Ve kendimi bir parçası gibi hissettiğim için de sıkılıyordum tabii…’ demiştir. 

Uyar’ın onun için yazdıkları ilginçtir. En meşhuru da, o zamanlar daktiloyla çoğaltılan, dönemin şiir matinelerinde elden ele dolaşan bir şiirdir. 

“Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz / kış gecesi amcamızdır, bahar yakından kardeşimiz / alır başımı Erzincan’a giderim seni düşünmek için / dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor / kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için / bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan / durmadan / dağ biraz daha benden, deniz her zaman senden / hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan / kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm / seni övdüğüm zaman / güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda / seni övdüğüm zaman…”

Uyar’ın ölümünden sonra kurduğu cümlelerde, aralarındaki ilişkinin sırlarını da ele verir aslında Tomris Uyar: “Turgut, beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.” 

Ankara ve İstanbul’daki edebiyat çevrelerinin iyi bildiği bir başka gerçek de, büyük şair Edip Cansever’in ona duyduğu gizli hayranlıktır. Ve Turgut Uyar, onu elinden kaçıracakmış gibi sevmekte haklıdır aslında… 

Öyle ya, kaç gizli hayranı daha vardır kim bilir? Edip Cansever, her 15 Mart günü (onun doğum gününde) açıkladığı yeni bir şiirle seslenir Tomris Uyar’a…  Şair ona, “Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı.” diye seslenmiştir, o meşhur ‘Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir’de. “Adını yenile bu yıl ama bak Tomris Uyar olsun gene” der ısrarla… 

Söz Edip Cansever’de: “Tomris Uyar’a… / Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki / Hani Etiler’den Hisar’a insek bile / Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın / Çok yaşında her zamanki çocuksun gene / Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç…/ Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar / Mutfağın mutfak olalı böyle / Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı /  Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene / Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma / Oysa güneş pek batmadı senin evinde / Söyle / Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç?”

Ölümünden kısa bir süre önce, Edip Cansever’in kendisini daha çok etkilediğini söyleyecektir ama eleştirmen tavrından vazgeçmeyerek: “Daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. Tekrarı seven bir şair…”

O zamanlar Boğaz’da denizle öpüşen meyhanelerde, Tomris Uyar’la Edip Cansever’i baş başa rakı içerken gören çok oldu. Onları öyle görüp ellerini sıkma şansına erişmiş, edebiyata ve şiire meraklı bir gazeteci, Tomris Uyar’ın bir an evvel sevdiklerinin yanına gitmek için bu kadar çok içtiğini düşündü. Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaştı: “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”


3 hafta önce with 138 not
originally masumcetin
bynkoala:

Oha amk

bynkoala:

Oha amk

(Kaynak: troublemaker-people)


3 hafta önce with 7.462 not
originally troublemaker-people
mrsperky:

speeper:

mrsperky:

sevdiklerinesarilmakguzeldir:

mrsperky:

Cuk.

Bu, belki de, Tumblr’da denk gelmiş en iyi post bence.

postum 10.000 olcak ya la

10.074 yapalım sdffs

10.084 sjhahdjaj

mrsperky:

speeper:

mrsperky:

sevdiklerinesarilmakguzeldir:

mrsperky:

Cuk.

Bu, belki de, Tumblr’da denk gelmiş en iyi post bence.

postum 10.000 olcak ya la

10.074 yapalım sdffs

10.084 sjhahdjaj


3 hafta önce with 18.436 not
originally mrsperky
1 2 3 4 »
theme by: heloteixeira
theme by: heloísa teixeira