kisstoallmyhaters:

Mükemmel

(Kaynak: partyinthenunnery)


1 hafta önce with 223.555 not
originally partyinthenunnery
masumcetin:

Bir adın vardı: Tomris Uyar, sana sevdalı üç büyük şair..
Tomris Uyar, Ülkü Tamer ile evliyken âşık oldu Cemal Süreya’ya… İkisi de evliydiler, ikisi de birbirleri için boşandılar eşlerinden ve bugün bile, ‘Türk edebiyatının en verimli aşkı’ tanımını hak eden üç yılı birlikte geçirdiler.  Verimliydi aşkları, çünkü Cemal Süreya aşk dolu, cinsellik yüklü en güzel şiirlerini onun için yazdı. Yaşadıkları şeyin ne kadar derin olduğunu anlamak için, Süreya’nın şu dizeleri yeterli olur sanırım:
 “Ayışığında oturduk / Bileğinden öptüm seni / Sonra ayakta öptüm / Dudağından öptüm seni / Kapı aralığında öptüm / Soluğunda öptüm seni / Bahçede çocuklar vardı / Çocuğundan öptüm seni / Evime götürdüm yatağımda / Kasığından öptüm seni / Başka evlerde karşılaştık / İliğinden öptüm seni / En sonunda caddelere çıkardım / Kaynağından öptüm seni…”
Tomris Uyar’ın Turgut Uyar ile evlenmesine yol açacak kadar yakınlaşmasının nedeni de şiir kuşkusuz: “1966 yılında ben zaten Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereydim. O da eşinden ayrılmıştı. İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla. Burada tanıştık. Asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı. 
Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… Ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. Yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu.” 
Yaşamında en uzun soluklu sevdası Turgut Uyar olur. 
Turgut Uyar için, “Bir ara ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan da öte bir şeydim, bir parçası gibiydim. Ve kendimi bir parçası gibi hissettiğim için de sıkılıyordum tabii…’ demiştir. 
Uyar’ın onun için yazdıkları ilginçtir. En meşhuru da, o zamanlar daktiloyla çoğaltılan, dönemin şiir matinelerinde elden ele dolaşan bir şiirdir. 
“Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz / kış gecesi amcamızdır, bahar yakından kardeşimiz / alır başımı Erzincan’a giderim seni düşünmek için / dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor / kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için / bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan / durmadan / dağ biraz daha benden, deniz her zaman senden / hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan / kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm / seni övdüğüm zaman / güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda / seni övdüğüm zaman…”
Uyar’ın ölümünden sonra kurduğu cümlelerde, aralarındaki ilişkinin sırlarını da ele verir aslında Tomris Uyar: “Turgut, beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.” 
Ankara ve İstanbul’daki edebiyat çevrelerinin iyi bildiği bir başka gerçek de, büyük şair Edip Cansever’in ona duyduğu gizli hayranlıktır. Ve Turgut Uyar, onu elinden kaçıracakmış gibi sevmekte haklıdır aslında… 
Öyle ya, kaç gizli hayranı daha vardır kim bilir? Edip Cansever, her 15 Mart günü (onun doğum gününde) açıkladığı yeni bir şiirle seslenir Tomris Uyar’a…  Şair ona, “Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı.” diye seslenmiştir, o meşhur ‘Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir’de. “Adını yenile bu yıl ama bak Tomris Uyar olsun gene” der ısrarla… 
Söz Edip Cansever’de: “Tomris Uyar’a… / Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki / Hani Etiler’den Hisar’a insek bile / Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın / Çok yaşında her zamanki çocuksun gene / Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç…/ Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar / Mutfağın mutfak olalı böyle / Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı /  Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene / Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma / Oysa güneş pek batmadı senin evinde / Söyle / Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç?”
Ölümünden kısa bir süre önce, Edip Cansever’in kendisini daha çok etkilediğini söyleyecektir ama eleştirmen tavrından vazgeçmeyerek: “Daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. Tekrarı seven bir şair…”
O zamanlar Boğaz’da denizle öpüşen meyhanelerde, Tomris Uyar’la Edip Cansever’i baş başa rakı içerken gören çok oldu. Onları öyle görüp ellerini sıkma şansına erişmiş, edebiyata ve şiire meraklı bir gazeteci, Tomris Uyar’ın bir an evvel sevdiklerinin yanına gitmek için bu kadar çok içtiğini düşündü. Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaştı: “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”

masumcetin:

Bir adın vardı: Tomris Uyar, sana sevdalı üç büyük şair..

Tomris Uyar, Ülkü Tamer ile evliyken âşık oldu Cemal Süreya’ya… İkisi de evliydiler, ikisi de birbirleri için boşandılar eşlerinden ve bugün bile, ‘Türk edebiyatının en verimli aşkı’ tanımını hak eden üç yılı birlikte geçirdiler.  Verimliydi aşkları, çünkü Cemal Süreya aşk dolu, cinsellik yüklü en güzel şiirlerini onun için yazdı. Yaşadıkları şeyin ne kadar derin olduğunu anlamak için, Süreya’nın şu dizeleri yeterli olur sanırım:

 “Ayışığında oturduk / Bileğinden öptüm seni / Sonra ayakta öptüm / Dudağından öptüm seni / Kapı aralığında öptüm / Soluğunda öptüm seni / Bahçede çocuklar vardı / Çocuğundan öptüm seni / Evime götürdüm yatağımda / Kasığından öptüm seni / Başka evlerde karşılaştık / İliğinden öptüm seni / En sonunda caddelere çıkardım / Kaynağından öptüm seni…”

Tomris Uyar’ın Turgut Uyar ile evlenmesine yol açacak kadar yakınlaşmasının nedeni de şiir kuşkusuz: “1966 yılında ben zaten Cemal Süreya’dan ayrılmak üzereydim. O da eşinden ayrılmıştı. İstanbul’a gelmişti çocuklarıyla. Burada tanıştık. Asıl tanışmamız herhalde o, çünkü o zaman daha bir yakın oturup konuşma fırsatını bulduk ve mektuplaşmaya başladık. Bu mektuplar önce sadece şiir üzerine mektuplardı. 

Hâlâ duruyor bende. Genellikle onun şiir üzerine düşünceleri, benim onun şiirleri üzerine düşüncelerim… Ve anladığım kadarıyla çok sıkışık bir dönem geçiriyordu. Yani evlilik hayatında bir süredir yaşadığı tedirginlik ve uyumsuzluk şiirini de etkilemişti, yedi yıldır şiir yazmıyordu. Esin periliği olarak ifade etmek istemiyorum ama herhalde çok konuştuğum, çok dürttüğüm, yazmasını çok rica ettiğim için diyeyim, yavaş yavaş şiir yazma isteği yeniden doğdu.” 

Yaşamında en uzun soluklu sevdası Turgut Uyar olur. 

Turgut Uyar için, “Bir ara ben onun dünyaya açılan penceresi olmaktan da öte bir şeydim, bir parçası gibiydim. Ve kendimi bir parçası gibi hissettiğim için de sıkılıyordum tabii…’ demiştir. 

Uyar’ın onun için yazdıkları ilginçtir. En meşhuru da, o zamanlar daktiloyla çoğaltılan, dönemin şiir matinelerinde elden ele dolaşan bir şiirdir. 

“Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz / kış gecesi amcamızdır, bahar yakından kardeşimiz / alır başımı Erzincan’a giderim seni düşünmek için / dörtlükleri bozarım çünkü dağlar ne güne duruyor / kıyılar ve eskimeyen her şey seni anlatmak için / bir bozuk saattir yüreğim hep sende durur / ne var ki ıslanır gider coşkunluğum durmadan / durmadan / dağ biraz daha benden, deniz her zaman senden / hiçbir dileğimiz yok şimdilik tarihten coğrafyadan / kimselere benzemesin isterim seni övdüğüm / seni övdüğüm zaman / güzel bir çingene yalnız başına dolaşmalı kırlarda / seni övdüğüm zaman…”

Uyar’ın ölümünden sonra kurduğu cümlelerde, aralarındaki ilişkinin sırlarını da ele verir aslında Tomris Uyar: “Turgut, beni her an elinden kaçıracakmış gibi gereksiz bir kaygıyla yıpranacak; ben de hiçbir rekabetin söz konusu olmadığı bir alanda, boyuna birinci seçilmekten yorulacaktım.” 

Ankara ve İstanbul’daki edebiyat çevrelerinin iyi bildiği bir başka gerçek de, büyük şair Edip Cansever’in ona duyduğu gizli hayranlıktır. Ve Turgut Uyar, onu elinden kaçıracakmış gibi sevmekte haklıdır aslında… 

Öyle ya, kaç gizli hayranı daha vardır kim bilir? Edip Cansever, her 15 Mart günü (onun doğum gününde) açıkladığı yeni bir şiirle seslenir Tomris Uyar’a…  Şair ona, “Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı.” diye seslenmiştir, o meşhur ‘Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir’de. “Adını yenile bu yıl ama bak Tomris Uyar olsun gene” der ısrarla… 

Söz Edip Cansever’de: “Tomris Uyar’a… / Seni görünce dünyayı dolaşıyor insan sanki / Hani Etiler’den Hisar’a insek bile / Bir küçük yaşındasın, boyanmış taranmışsın / Çok yaşında her zamanki çocuksun gene / Ben seni uzun bir yolda yürürken görmedim ki hiç…/ Mart ayında patlıcan, ağustosta karnabahar / Mutfağın mutfak olalı böyle / Bir adın vardı senin, Tomris Uyar’dı /  Adını yenile bu yıl, ama bak Tomris Uyar olsun gene / Ben bu kış öyle üşüdüm ki sorma / Oysa güneş pek batmadı senin evinde / Söyle / Ben seni uzun bir yolda yürürken gördüm müydü hiç?”

Ölümünden kısa bir süre önce, Edip Cansever’in kendisini daha çok etkilediğini söyleyecektir ama eleştirmen tavrından vazgeçmeyerek: “Daha çok anlatan, daha süslü ve imgesi bol. Tekrarı seven bir şair…”

O zamanlar Boğaz’da denizle öpüşen meyhanelerde, Tomris Uyar’la Edip Cansever’i baş başa rakı içerken gören çok oldu. Onları öyle görüp ellerini sıkma şansına erişmiş, edebiyata ve şiire meraklı bir gazeteci, Tomris Uyar’ın bir an evvel sevdiklerinin yanına gitmek için bu kadar çok içtiğini düşündü. Cansever’in bir peçeteye yazdığı dize ise dilden dile dolaştı: “Tomris rakıyı çok severdi, bense onu…”


1 hafta önce with 131 not
originally masumcetin
bynkoala:

Oha amk

bynkoala:

Oha amk

(Kaynak: troublemaker-people)


1 hafta önce with 5.605 not
originally troublemaker-people
mrsperky:

speeper:

mrsperky:

sevdiklerinesarilmakguzeldir:

mrsperky:

Cuk.

Bu, belki de, Tumblr’da denk gelmiş en iyi post bence.

postum 10.000 olcak ya la

10.074 yapalım sdffs

10.084 sjhahdjaj

mrsperky:

speeper:

mrsperky:

sevdiklerinesarilmakguzeldir:

mrsperky:

Cuk.

Bu, belki de, Tumblr’da denk gelmiş en iyi post bence.

postum 10.000 olcak ya la

10.074 yapalım sdffs

10.084 sjhahdjaj


1 hafta önce with 14.665 not
originally mrsperky

Hiçbiriniz sınava girmezseniz üniversitelerin hepsi seneye boş kalıcak. Öğrenci almak için sınav puanına bakamicaklar mecburen başka bi sistem olcak. Tabikide her şey bizim elimizde ne sandınız

yalnizpileyboy:

benisevsenseninolurum:

mutlulukpusulasi:

uzaklardanbiyerden:

(2 milyon kişiyi örgütleyip sınava sadece kendi girip 1. oldu)

Sfhdjhjggfgjkkjgjkhj

Cidden hadi gelin yapalim

İlk yorum andnsnsnnsm


4 hafta önce with 5.310 not
originally uzaklardanbiyerden

Bakın her kız için söylemiyim ama ben ve benim gibi kızlar Erkeklerin dış görünüşüne değil, parasına değil, marka giyinmesine hiç değil. Biz erkeklerin yanımızda nasıl hareket ettiğine nasıl konuştuğuna diğer insanlara nasıl davrandıklarına bakarak aşık oluruz. Biz gülüşe bakarız. Biz kalbine aşık oluruz kaslarına değil.

tespitlikibret:

kilopatrayimben:

fakarimboyleisi:

duygusuzvarlik:

wegoingon:

Ayakta alkışlanası post.

Ben onun kalbindeki sevgiyi hissetmeye calisirken onun sacima basima giydiklerime bakması hicte adil degil.

yorum beni anlatıyor.

ayakta alkışlanası post ve yorum. hadi ben biraz ağlıyım bari…

Kesinlikle bu

(Kaynak: kremsantisever)


1 ay önce with 24.275 not
originally kremsantisever

Bir gün bir kadın bir adama aşık oldu. Adam kadının iş yerindendi. Daha yeni gelmişti. Adamı görür görmez kadının nefesi kesildi. Kadın olduğu yerde kaldı, adam ise göz ucuyla kadına bakıp kafasını çevirdi. Adam kadını fark etmedi. Aylar geçti ancak adam kadını hala fark etmiyordu. Kadın ise günden güne aşık oluyordu. Kadın adama kendini fark ettirmeye çalıştı. İlk başlarda başarısız oldu ama sonradan adamla sohbet edebilir hale geldi. Arkadaş bile sayılmazlardı ancak bu kadına yetti. Kadın bu sefer adamı kendine aşık etmeye çalıştı. Ama ne zaman yakın olsalar adam kendini geri çekti. Kadın bir sabah işe geldiğinde insanların konuşmalarına kulak misafiri oldu. Duyduğuna göre adamın görüştüğü biri vardı. Hatta dün saat 8 gibi iş yerine gelmişti fakat kadın saat 7 de işten çıkmıştı. Kadın kendini kötü hissediyordu. Acaba diğer kadın ne kadar güzeldide adamı etkileyebilmişti? Tanımadığı bir kadına hem hayrandı, hemde nefret ediyordu. Olaydan 3 gün sonra adamın telefon konuşmasını duydu. İş çıkışı buluşabiliriz dedi adam. Kadın adamın sevgilisiyle konuştuğunu düşünüp takip etmeyi düşündü. Adamla aynı anda işten çıkıp adamı takip etti. Ancak kadın adamın gittiği yolları tanıyordu. Bu yollar kendi evine gidiyordu. Adam arabayı durdurduğunda arabaya bir kadın bindi. Kadın şaşkınlıktan bayılacaktı çünkü arabaya binen kadın aslında kız kardeşiydi. Kadın kardeşinden nefret etmeye başladı. Ancak adamı hala deli gibi seviyordu. Kadın kardeşini öldürdü. Adam kadının yanında olmak istedi ama bu sefer kadın adamı istemedi. Kadın pişman olmuştu. Kimse kardeşini onun öldürdüğünü bilmiyordu. Kadın 2 ay sonra 3 kattan atladı ancak sakat kaldı. Yürüyemiyordu. Yanında ne adam vardı, ne de kardeşi. Kadın 1 ay sora adamı aramaya başladı. Ancak adam şehri terk etmişti. 8 ay sonra adamı buldu ama adam evlenmişti. Kadın bunu kaldıramadı. Bu sefer gerçekten ölmek istiyordu. 9 kutu hap içip su dolu küvetin içine girdi. Kadının gözleri kararıyordu. Bilincini kaybettiğinde kadının başı suyun altında kaldı ve boğularak öldü. Şimdi kadın hakkında çok şey düşünmüş olabilirsiniz ama olay aslında böyle değildi. Adam işe ilk geldiğinde kadına aşık olmuştu. Ancak adam çok utangaçtı. Kadının yüzüne bile bakamamıştı. Aylarca kadınla konuşabilmek için cesaret bekledi. Kadının onu arkadaş gibi gördüğünü sanıyordu. Kadınla ne zaman yakınlaşsalar adam geri kaçtı çünkü yanlış bir şey yapmaktan korktu. Bir adam kadına açılmayı düşündü fakat ne yapacağını bilmiyordu. Kadınla buluştukları bir akşam kadın görmeden telefonundan kardeşinin numarasını aldı. Adam kız kardeşini arayıp kızı ofise çağırdı. Kız ablasının çıkış saatine göre ofise geldi. Adam kadın hakkında konuşmak istiyordu. 3 gün sonra kız ile yemeğe çıkıp kadına nasıl açılabileceğini, nelerden hoşlandığını sordu. Ancak 2 hafta sonra kız yediği yemekten zehirlenip öldü. Bunun üzerine kadın adamı istemediğini söyledi. Adam şehri terk etti. Acılıydı ve bulduğu ilk kadınla evlendi. Ancak mutsuzdu ve 1 yıl sonra boşandı ve kadın için geri döndü. Kadının evine gitti ancak kadın ölmüştü. Ölmeden önce kadının sakat kaldığınıda öğrendi. Adam buna dayanamayıp arabasını uçurumdan aşağıya sürdü ve öldü. Hikayeyi adamın tarafından dinleyenler kadına acıdı. Kadının tarafından bilen adama adi dedi. İki tarafı da tam doğrularıyla bilen, kadına kötü ve katil, adama ise salak dedi. Ancak bunların hiçbiri doğru değildi. Bu aşkın en iğrenç ve aslında en gerçek yanıydı. Aşk katildi, aşk salaktı. Aşkın gözü kördü. Aşk lanetti. Yani aşık olan herkes biraz katil, biraz salak, biraz kördü. Ama aslında tamamen lanetliydi. Ve acı olan gerçek, bu dünyada herkes, bir kez de olsa lanetlenecek.

jensenacklesinkarisi:

Usenmeden okudugum tek uzun yazi

(Kaynak: cuksuzsupermen)


1 ay önce with 6.866 not
originally cuksuzsupermen

eriksevenzombi:

annemsikervalla:

robelessd:

the holy trinity

Hasiktir ya

böyle polis olsun sabah akşam suç işlerim amk

(Kaynak: poweredbytheprofane)


1 ay önce with 377.010 not
originally poweredbytheprofane
justgirlswithtattoos:

thelordof-black:

İlk post siyah için

sıkılmadan rb ede bilirim xx

justgirlswithtattoos:

thelordof-black:

İlk post siyah için

sıkılmadan rb ede bilirim xx


1 ay önce with 5.502 not
originally thelordof-black
kaneskitap:

biri konuştu 
diğeri 
dinledi 
böyle 
böyle 
sevdiler 
birbirlerini

-M.Yücel İNCE-
"Defterler" kitabından…

kaneskitap:

biri konuştu 

diğeri 

dinledi 

böyle 

böyle 

sevdiler 

birbirlerini

-M.Yücel İNCE-

"Defterler" kitabından…


1 ay önce with 1.940 not
originally kaneskitap
1 2 3 4 »
theme by: heloteixeira
theme by: heloísa teixeira